3 Ocak 2015 Cumartesi

Blogunuza daha fazla ziyaretçi çekmek için ...

Dijital çağda artık hemen hemen herkesin big blogu var. Ancak bazıları bu konuda diğerlerinden daha iyi. İnternetin sonsuzluğunda, bir blog tam olarak 100 milyonda birdir. Sadece WordPress’te, ayda bloggerların 64.8 milyon yeni gönderisi yayınlanıyor.

Başka bir blog sitesi Tumblr’da, kurulduğu yıl olan 2007’den beri nerdeyse 100 milyar gönderi paylaşılmış. Milyonlarca işletme, özellikle sınırlı pazarlama bütçesi olanlar, müşterileriyle buluşmak için bir blog sayfasına güveniyor.

Peki daha fazla kişiye ulaşmak için neler yapılmalı? İşte size veya işletmenize ait blogun trafiğini artırmak için ipuçları.

Hedef kitlenizi bulun

hedefkitle

İlk adım, trafiği düşük bir blogu doğru hedef kitleyi bularak trafiği düzeltmek. Buna karşın, eğer doğru kitlenin kimler olduğunu bilmiyorsanız, neden tıklamadıklarını da çözemezsiniz.

Eğer ayırdığınız fazladan bir bütçe varsa, profesyonel kitle araştırmasına yatırım yapmayı düşünün. Ama muhtemelen bu sorunu düzeltmede kendi başınıza olduğunuz için bu gönderiyi okuyorsunuz. Öyleyse işte size hedef kitlenizi bulmanız için bazı öneriler:

1. E-posta listeniz ve anket aracınızla (Survey Monkey gibi), var olan müşterilerinize ne aradıklarını, okuduklarını ve paylaştıklarını sorun.

2. Müşterilerinizle en yakın iletişim kuran takım arkadaşlarınızla (satış temsilcisi, müşteri destek çalışanları gibi) blog fikirleri üstüne fikir yürütün.

3. İşiniz için anahtar cümleler arayın ve lider bloglarda tarayın. O sayfaları ve o sayfaları takip edenleri sosyal medyada takip edin.

İlginç başlıklar bulun

ilginc-basliklar

İlgi sahibi olduğunuz ilginç bir konu bulun ve buna bağlı içeriklerle insanların cevaplamanızı istediği soruları cevaplayın.

Aradığınız bir başlık hakkında hangi soruların sorulduğunu gösteren Quora ile insanların çeşitli alanlarda neden bahsettiğini anlayabilirsiniz. Ayrıca bir başlık veya domain ismi arandığında en çok paylaşılan içeriği çıkaran BuzzSumo var. Diğerleri bir şeyler söylediğinde görmek için Google Alert kurun.

Başlığınızı bulduktan sonra, işiniz hakkında okuyup çevreleriyle iletişimde değinecek ve konuşmaya katacak kişiler bulmanız gerekiyor:

Online forumları ve popüler blogların başlıklarını takip edin.

Konuyla alakalı Twitter konuşmaları, Facebook grupları, LinkedIn grupları, Google+ toplulukları, Instagram etiketleri gibi var olan sosyal ağları kendinize yönlendirin.

Gerçek dünyaya adım atın. Gerçek hayatta insanlarla iletişim kurmayı ihmal etmek daha kolaydır. Ama uzmanlık alanı konferansları (Webrazzi etkinlikleri gibi) ve diğer gerçek toplantılar ufkunuzu genişletebilir.

SEO’yu Anlayın

SEO Perfect Company

Eğer SEO’yu anlarsanız, kullanıcıların daha çok kullandığı anahtar kelimeleri önplana çıkararak, arama motorları vasıtasıyla blogunuza trafik akışı sağlayabilirsiniz

Google’ı, herhangi bir günde trend olan aramaları bulmak veya anahtar kelimeler ne sıklıkla tarandığını öğrenmek için kullanabilirsiniz. Ayrıca daha trend olanları öğrenmek için Twitter, Facebook  ve LinkedIn Pulse’da trend başlıkları kontrol edin.

Üst başlığınıza, URL ve içeriklerinize bu anahtar kelimeleri ekleyin. Arama motorlarının kullanıcılar için aradığı sadece en iyi içeriğe sahip olanlardır. Görsellerinize anahtar kelimelerle isim koymayı unutmayın çünkü Google’ın robotları görsel isimlerini de tarıyor.

Eğer uygun isimlendirilmiş backlink ile diğer blog sizin sayfanıza link verirse, bu SEO’nuza yardım eder. Diğer blogcuların size yönlendireceği trafik üzerinde fazla kontrol sahibi olamayabilirsiniz. Bu durumda yapılacak bazı şeyler var:

1. İyi oluşturulmuş bloglara başlık alanınızda yorum yapın. İyi haber bu yorumlar backlink sayılır ve içerdiği içerik tamamen elinizdedir. Gravatar hesabınız olduğundan emin olun ki yorumlarınız profesyonel bir fotoğrafınız ve sitenize bir link ile görünsün.

2. Ziyaretçi gönderilerini okuyun. Oluşturulmuş blogların sahipleriyle iletişim kurun ve sitesinde görünmesi için bir ziyaretçi gönderisi yollayın ve sitenize backlink verecek bir blog ayarlayın. Siz oraya içerik, orası da size backlink sağlamış olur.

3. Alakalı içerikleri ön plana çıkarın. Yeni blog gönderilerinizde eski olanlara link bulundurun. Bunu ilgili anahtar kelimelere link vererek sağlayabilirsiniz.

4. Bloglarınızı sosyal medyada paylaşın ve çevrenizi de aynısını yapmaya teşvik edin. Sosyal paylaşımlar da SEO’nuza destek olur.

5. Elbette, ilginç ve orijinal içerik üretmek. Bu da diğer insanların sizin gönderinize daha hızlı link vermesini sağlar.

Lafı uzatmayın

cok-konusmak

Blog gönderinizde buraya kadar olan maddeleri uyguladınız mı? Güzel. Devam edelim.

Bir blogda kullanıcının kaç kelime okuyacağı ile ilgili kesin bir bilgi yok. Ancak araştırmalar genelde çok az olduğunu gösteriyor. Uzun yazıların yüzde 20-30 kadarının okunduğunu biliyoruz. En çok okunanan pazarlama gurusu Seth Godin, ultra kısa blog girdileri konusunda isim yapmıştır.

Eğer içeriğiniz güzelse uzunlukta aşırıya kaçmayın -ne kısa ne de uzun olsun-. Çünkü size  backlink ve sosyal paylaşımları sağlayacak olan şey uzunluk değil içeriktir.

Düzenli gönderi yapın

Uzunluk gibi, gönderi sıklığı konusunda da kesin kurallar yoktur.

Bazı bloglar günde birkaç kez yayın yapar bazıları ayda bir. Ama uzmanlar ve başarılı blogcular blog gönderi çizelgesinde birkaç şeyi vurguluyor:

1. İstikrarlı olun. İçerik ajandası oluşturun – ister haftada bir ister her hafta pazartesi, çarşamba, cuma günleri için – ve bunu blogunuza koyun, böylece okuyucularınız yeni materyali ne zaman beklemeleri gerektiğini bilsinler.

2. Frekansa uyun. Eğer düzensiz bir blogcuysanız, ayda 200 kelimelik ve bölümler halindeki gönderiler sizin için uygun bir strateji değil. Uzmanlar düzensiz blogcular için iyi araştırılmış, uzun yazıları öneriyor.

3. Güçlü içerik sağlayın. “Abi bu içerik efsane olmuş!” sözünü sık sık duymanız gerekiyor.

Okuyucularınıza nefes aldırın

Görsel olarak daha çekici olmak için, yazınıza ara verin. Hiç kimse bir linke tıklayıp kelime duvarıyla karşılaşmak istemez.

Website tasarımı önemli, ama blog tasarımı da öyle. Uzmanlara göre insanlar görsel ve yazı olarak daha uyumlu bilgilere daha iyi tepki veriyorlar. İnsanların yüzde 40’ı görsele daha iyi tepki veriyor.

Yani, insanların yazıdan çok görselle ilgilenmesi çok da şaşırtıcı değil. Facebook’un 1.3 milyon en popüler paylaşımı üstüne yapılan bir çalışmanın sonunca göre fotoğraflar, etkileşim için en ideal içerik tipi.

İçeriğinizi sosyal ağlarda blog gönderinizdeki fotoğrafla paylaşırsanız, o görsel, paylaşımların daha istekli yapılmasını sağlar. Örneğin Twitter kullanıcılarının tweet içeriği resim içerdiğinde yüzde 35 daha fazla paylaştıkları üzerine bir rapor var.

Flickr’ın herkese açık bölümünü, ThinkStock, iStock gibi fotoğraf sitelerini kullanmak iyi bir çözüm olabilir. Flickr’da ücretsiz fotoğrafları kullanırken telif haklarını kontrol etmeyi de ihmal etmeyin.

Daha iyi üst ve alt başlıklar yazın

headings

Daha güçlü, SEO dostu bir üs tbaşlık oluşturmak pratik gerektiren bir çeşit sanattır. Ama önemli anahtar kelimeleri unutturmadan okuyucunuzu şaşırtacak başlıklar girmeyi deneyin.

Genelde üst başlık için çok az zaman harcadığınızı hesaba katın. Blog yazmak için harcadığınız zamanınızın yüzde 20’sini üst başlık yazmaya harcamayı deneyin.

Genel ipuçları:

1. Başlıkları kısa tutun. Çok fazla karakter arama motorlarının üst başlığınıza ilgisini kaybetmesine sebep olur.

2. Ne işe yararsa onu yapın. Kişi beğeni listeleri, sorular, “nasıl yapılır” açıklamaları… Örneğin ‘En iyi blog sayfası nasıl yazılır?’ ve onlara neyi yanlış yaptıklarını söylemek: Örneğin ‘Sosyal medyada hesap yönetirken yapılan 10 büyük hata’

Tıklama tuzağından uzak durun. Unutmayın, balık karnının doyacağını düşünerek zokayı yutar, yemek olacağını düşünerek değil. Blogculuğun büyük hatasına düşüp, okuyucularınızı içeriğinizi okuması için üst başlığın ne olduğu belli olmayan bir sayfaya yönlendirmeyin.Kıvanç Tatlıtuğ hapse girdi!’ haberine tıkladığınızda, aslında bir dizi sahnesi çekiminde olduğunu görmeniz gibi. Okuyucularınızı kaybedersiniz ve muhtemelen birkaç öfkeli yorum alabilirsiniz. ‘

Sosyal medya tanıtımı

Hand holding a Social Media 3d Sphere

Eğer yayın yaptıysanız, şimdi tanıtım, tanıtım ve yine tanıtım vakti.

1. Gün boyunca çeşitli zamanlarda bütün sosyal ağlarınızı yönetmek ve kolayca bir ajanda oluşturmak için mutlaka bir sosyal medya yönetim aracı kullanın. Fotoğraflı paylaşımların daha çok etkileşim aldığını unutmayın.

2. Kullanıcılarınızın kullandığı hashtagleri sosyal medya çevrelerinde daha fazla okuyucu cezbetmek için kullanın.

3. İlgi çekici kişilerin ve fenomenlerin Twitter listelerini inceleyin ve onlarla karşılıklı paylaşım için anlaşın.

Başarılı blog yazıları için 12 araç üzerine...

Üretmek gerçekten zor bir iştir. Hele ki sıfırdan bir şeyler üretmek gerçekten çok büyük bir emek ve dolayısıyla zaman isteyen bir şeydir. Haber yazmak veya makale yazmak hiç farketmez hepsinin kendine göre zorlukları ve sıkıntıları vardır. 

Bu zorlukları aşabilmek için tabi ki internetin nimetlerinden faydalanmak en doğru yol olacaktır. Bir makale yazarken adım adım neler yapabileceğimize bakalım: 

Henüz ne yazacağınızı bilmiyorsanız önce konu bulalım.

Twitter Trending Topic: Anlık olarak bulunduğunuz ülkenin Twitter gündemini tespit edebilir ve o konuyla ilgili paylaşımlara hızlıca ulaşabilirsiniz. Henüz bir konu bulamadıysanız gündeme ilişkin yazmak iyi bir yol olabilir. 

linkedin pulse today

Linkedin Pulse: Twitter, biraz daha halkın nabzı diye düşünecek olursak Linkedin size konu bulmada daha profesyonel bir destek sağlayabilir. Benzer popüler konu başlıklarına buradan ulaşabilirsiniz. 

Google Keyword Planer: Adwords reklamları için kullanılan bir araç olan “anahtar kelime aracı” sunduğu bilgiler sayesinde sizi harika bir “içerik üreticisi” haline dönüştürebilir. Halihazırda arama motoru pazarlaması işiyle uğraşanlar (SEO) bu aracı kullanarak arama motorlarına uygun yazılar yazmaktalar. Sizde bu araç sayesinde popüler yani çok aranan konuları tespit edebilir kendinize konular üretebilirsiniz. Bu şekilde yazdığınız yazılar doğal olarak SEO açısından da size faydalı olacağı için daha fazla trafik almanızı da sağlayabilir. 

Yazı başlıkları içinde kaybolmayın, organize olun!

Bir çok konu buldunuz fakat bunlar hakkında kayda değer bir şeyler yazmak ve yayınlamak hala oldukça ciddi emek gerektiren bir şey. Bu nedenle bulduğunuz konu başlıklarını organize edin. 

home-hero

Trello: En sevdiğim proje yönetim araçlarından olan Trello basit ve sade arayüzü sayesinde en basit işinizden ciddi bir projeye kadar bir çok konuda sizi organize edebiliyor. Kullanın, konular içerisinde kaybolmayın. 

Evernote: En başarılı not alma uygulamalarından biri olan Evernote hem konu başlıklarınızı organize etmekte hem de konuyla ilgili bulduğunuz tüm verileri derlemekte kullanabileceğiniz güzel bir araç. Fotoğraflar, linkler, pdf’ler ve aklınıza gelen her şeyi kategoriler halinde derleyebilirsiniz. 

Bu başlığı uzatmak istemiyorum. Unutmadan, kullandığınız takvim uygulamasında blog yazılarınız için alarmlar kurmanız da faydalı olacaktır. 

Araştırın, yazmaya başlamadan önce mutlaka araştırın!

Daha önce hiç sözü edilmemiş bir konu bulduysanız tebrikler. Bulduğunuz konu ile ilgili mutlaka araştırma yapın. Yapacağınız araştırmalar size farklı insanların fikirlerini ve yorumlarını dolayısıyla farklı bakış açıları kazandırmış olacaktır. Bu sayede makaleniz bir adım daha zenginleşmiş olacaktır. 

Google Search: Komik gelebilir ama yazacağınız konuyla ilgili anahtar kelimeleri Google’de aramadan bir şeyler yazmaya başlamayın. Bu arama size en basit haliyle daha önce yazılmış ilgili yazıları getirecektir. Bu yazıları okumak da size farklı bir birikim sağayacaktır. 

Quora: Kullanıcıların içerik ürettiği platformlar her zaman değerlidir. Quora gibi popüler soru-cevap platformlarında anahtar kelimelerinizi aratın ve daha önce gerçek kişiler tarafından sorulmuş, yine gerçek kişiler tarafından cevaplanmış konuları bulup okuyun, notlar alın. 

Google Trends: Yazmakta olduğunuz konu ile ilgili mutlaka bir trends araştırması yapın. Bu sayede konunun geçmiş zaman içerisindeki durumunu görmüş olur ve farklı verilere ulaşabilirsiniz. (Bu konuyla ilglili kişilerin ilgilendiği farklı konu başıkları, konum bazlı dağılımlar gibi…)

Yazı yazmanın en kolay yolu nedir? 

Son zamanların popüler blog sistemlerinden olan Medium, kullanım kolaylığı ve metin editörünün kullanılabilir olmasıyla ün saldı. Yazı yazarken temiz bir alanda ilerlemek her zaman faydalıdır. WordPress’in editörü de her ne kadar iyi olsa da ihtiyaçlar bazen daha farklı olabiliyor. 

Word, Pages, Google Docs: Kelime sayacı, gramer uyarıları ve offline çalışabilme özellikleri sayesinde ilk olarak kullanabileceğiniz araçlar üç büyük şirketin metin editörleri. (Ben pages kullanıyorum) 

Hemingway: Ücretsiz bir tool olan Hemingway, yazınızın okunabilirliğini, komplex bir yapıda olup olmadığını inceleyen güzel bir araç. Buna benzer araçlar hem okunabilirliğinizi artıracak hem de arama motorlarının sizi daha fazla sevmesine neden olacaktır. 

Desk (Mac için): Bu uygulama aracılığıyla temiz bir arayüzde yazılarınızı yazabilir, yazdıktan sonra WordPress, Blogger, Facebook, Tumblr gibi popüler platformlara otomatik olarak paylaşabilirsiniz. 

BonusEgg Timer uygulaması güzel bir geri sayım aracıdır. Araştırmaya, yazıyı yazmaya vs. ayırmayı planladığınız zamanları önceden belirleyin, zamanı geldiğinde sizi uyarsın. 

Görseller Yazıların Olmazsa Olmazıdır!

Yazdığınız herhangi bir yazıyı ilgili, anlamlı ve güzel görsellerle süslemek hem okunabilirliği artıracak hem de okuyucularınızın sıkılmadan okumasını sağlayacaktır. Bu nedenle mutlaka görsel kullanın. İmkanınız varsa kendiniz görsel üretin (fotoğraf çekin, tasarım yapın) yoksa stok fotoğraf sitelerini kullanmaktan çekinmeyin. Stok fotoğraflar ve Meme Generator gibi siteleri bir araya getirerek güzel, özgün görseller üretebilirsiniz.

Sizin blog/makale yazarken kullandığınız yöntemler nelerdir? Yorum olarak bizimle paylaşın, yeni yöntemler öğrenerek içerik kalitesinin armasını beraber sağlayalım.

Google da 7 arama ipucu

Google, internet kullanıcılarının hemen her gün kullandığı vazgeçilmez bir arama motoru. (Sadece arama motoru olmadığını hepimiz biliyoruz.) Her an kullandığı halde bir çok kullanıcı, sektörel tabirle, “son kullanıcı” arama sonuçlarından daha fazla verim alabilmek için özel bir yöntem kullanmıyor. Aslına bakarsanız bir çoğu böyle yöntemlerin olduğundan bile habersiz. 

Geçtiğimiz günlerde “Power Searching With Google” sitesini paylaşmıştım. Bu yazıda da işinize en çok yarayacak yöntemleri paylaşacağım. Yorumlarla siz de kullandığınız pratik arama yöntemlerini paylaşırsanız okuyucular için güzel bir arşiv oluşturabiliriz. Unutmayın, her kullanıcı sizin kadar deneyimli bir internet kullanıcısı olmayabilir, paylaşacağınız her yöntem bir başkası için faydalı olabilir. 

Tırnak işaretlerini kullanın

Google’da yaptığınız aramalarda eğer birden fazla kelimeyi içeren bir arama yapıyorsanız tırnak işaretlerini mutlaka kullanın. Örnek: “aradığınız cümle” Bu sayede cümledeki tüm kelimeleri içeren sonuçlar karşınıza gelecek ve geniş bir elemeyi hızlıca yapmış olacaksınız. 

Tırnak işaretiyle beraber *Yıldız işaretini kullanın

Arama yaparken emin olmadığınız bir kelime varsa, örneğin bir şarkı sözü arıyorsanız ve bir kelimeyi hatırlamıyorsanız aklınıza gelen sözü yazıp hatırlamadığınız kelimenin başına yıldız işaretini koyarsanız alternatifleriyle beraber sonuçlara ulaşabilirsiniz. 

Aramalar yaparken istemediğiniz sonuçlar için eksi (-) işaretini kullanın

Özellikle eş anlamlı kelimelerde oldukça faydalı olan bu yöntem sizi alakasız sonuçlar ile zaman kaybetmekten kurtaracaktır. Örneğin hayvanlarla ilgili bir araştırma yaparken “jaguar” araması yaparsanız bir anda odağınızı kaybedebilir ve güzel Jaguar arabalara bakarken bulabilirsiniz kendinizi. “Jaguar -car” şeklinde arama yaparsanız o zaman arabalar ile ilgili sonuçlar listeden çıkmış olur ve daha temiz sonuçlara ulaşabilirsiniz. 

İnternet sitelerinin isimlerini kullanın

Belli bir site ilgili sonuçlar sizin için önemli ise aramanızın sonuna “arama sorgusu site:sosyalmedya.co” şeklinde ekleme yapmanız, sadece o site ile ilişkili sonuçlar görmenizi sağlar. 

“Arama araçları” seçeneğini kullanın

Google’da oldukça önemli olan ama bir çok kişinin haberdar dahi olmadığı araçlar özelliği hayat kurtarıyor. Aramanızla ilgili tarih filtrelemesi, görsel sonuçları için boyut filtrelemesi gibi harika özellikleri var. Arama yaparken kullanmanızı tavsiye ederim, faydalarını göreceksiniz. 

Dönüştürme işlemleri için Google sizi bekliyor: “to”

Bir ölçme veya değerlendirme sırasında farklı ölçü birimlerini birbirine dönüştürmek oldukça sık ihtiyaç duyulan bir şey olabiliyor hele ki Avrupa’da yaşıyorken Amerika’ya gitmiş biriyseniz çok daha fazla ihtiyacınız oluyor çünkü bir çok birim farklı. Bu konuda da Google imdadımıza koşuyor ve dönüştürme işlemlerini hızla hallediyor. Örneğin “4534 gr to kg” diye bir sorgu ile hemen kaç kilogram olduğunu öğrenebilir veya “4234 lb to kg” derseniz Amerika’nın ağırlık biriminden Avrupa ağırlık birimine dönüşüm sağlayabilirsiniz. Bu işlemi herhangi bir şeyi dönüştürme sırasında kullanabilirsiniz. “2133 usd to lira” gibi…

Dedektifçilik oynamak için Google Görsel Arama kullanın

Elinizde bir fotoğraf var ve orjinal halini mi arıyorsunuz veya fotoğraftaki ünlü kişiyi tanıyamadınız mı? İnanılmaz bir hızla gelişen Google görsel araması işinize yarayabilir. Arama sayfasından görsel aramaya geçin ve aramak istediğiniz fotoğrafı arama çubuğuna sürükleyin (veya kamera ikonu ile seçin) sonuçlara inanamayacaksınız. Bu sayede üzerinde oynanmış görseller hakkında da daha doğru sonuçlara ulaşabilir, bilinçli internet kullanımında bir adım ileri gidebilirsiniz. 

Bonus: Biraz nostalji yaşamak isterseniz Google’da görsel arama bölümünde tırnak işaretleri olmadan “Atari Breakout” yazmanız yeterli.

Ne uygulamalar var !

Belki de daha önce hiç duymadığınız, kullandıığınızda “bunu nasıl yapmışlar?” dedirten 10 iOS uygulamalasını derledik.

dubble.me: (Ücretsiz – App Store)

Instagram‘ın Twitter‘ı aktif kullanıcıdan geçeli bir kaç hafta oluyor. Instagram gibi fotoğraf paylaşım uygulamaları fark yarattıkları zaman bu pastadan az da olsa pay kapabiliyor. Niye yaptıklarını sorgulamadan dubble.me uygulamasını denemenizi tavsiye ederim. Paylaştığınız fotoğrafı dünyanın herhangi bir yerinden paylaşılan bir başka fotoğraf ile birleştirip paylaşıyorsunuz. Ortaya çok ilginç fotoğraflar çıkıyor.

Sidekick

İnternet dünyasının önemli şirketlerinden biri olan HubSpot tarafından geliştirilen iOS uygulaması aracılığıyla maillerinizi kim açmış, nereye tıklamış kolayca takip edin. Yakın zamanda ekleneceği söylenen zamanlayarak mail atma özelliği sayesinde ileri tarihli/saatli mailler de atabileceksiniz. Chrome uygulamasıda bulunuyor.

sidekick

Sooshi: ($1.99 – İngilizce)

Yemek yapmayı seviyorsanız ve uzakdoğu mutfağı da ilgi alanınıza giriyorsa Sooshi uygulaması tam size göre. Temiz arayüzü ile kolaylıkla suşi yapmayı öğrenebilirsiniz. Evet, sadece suşi yapmayı öğreten bir uygulama yapmışlar.

Sunnycomb

Hava durumu öğrenmek için bir mobil uygulama kullanmak ister misiniz? Bu uygulama kendini kullandırıyor. Klasik havadurumunu öğrenmenizin yanısıra havadurumunu gördüğünüz yere ait anlık gerçek fotoğraflar, kullanıcıların yazdığı havadurumu yorumları gibi bir çok şeye erişebiliyorsunuz. Gerçek zamanlı değişen görseller ve gün doğumu/gün batımı bildirileri gayet güzel.

Paper Keyboard ($0.99)

Telefondan yazmak çok zor geliyorsa eğer a4 kağıda klavye bastırın ve o kağıt aracılığıyla yazmak istediklerinizi kolayca yazın. İlginç değil mi?

TextGrabber + Translator ($1.99)

Görseller üzerindeki yazıları almak çok zahmetli bir iş. Bu uygulama, parasının hakkını çok hızlı veren uygulamalardan. Basılı bir kaynaktan almak istediğiniz yazının fotoğrafını bu uygulama aracılığıyla çekin ve karşınızda text versiyonu.

Instant Heart Rate (Nabız Ölçer)

Ne zaman ihtiyacımız olacağı belli olmaz ama parmağınızı flaşın önüne koyarak nabzınızı ölçebileceğiniz uygulamayı yapmışlar.

Remote Mouse

Bilgisayar başındayken telefonunuzla da bazı işlerinizi halletmek hatta biraz ileri gidip mouse olarak kullanmak isterseniz tam sizin için bir uygulama var. Özellikle televizyona bağladığınız bilgisayarı yönetmek için çok işe yarıyor.

iWatermelon Deluxe: ($0.99)

İnanılmaz diyebilirsiniz ama karpuz seçmek özellikle evliyseniz çok önemli bir şey. Aile içerisindeki otoritenizin sağlamlaşması için bir gösterge bile olabiliyor. (Şaka şaka) Karpuz alırken tık tık diye vurup bir şey anlamadan alanlardansanız bu uygulama size yardımcı olabilir. Ne kadar faydalı olur kışın test edemiyoruz ama yazın çevrenizi şaşırtabilirsiniz.

SkyView:

Gökyüzüne meraklı bir kişilikseniz veya çocuğunuza gökyüzü hakkında bilgi vermek istiyorsanız bu uygulama çok işinize yarayacaktır. Nasıl oluyor diye sorgulamadığım hayran kaldığım uygulamalardan. Uygulamayı akşam açın ve gökyüzüne tutun.

Sizin kullandığınız ve “yok artık” dediğiniz, alışılmışın dışında uygulamalar var mı? İlla anlamlı, çok teknolojik olmak zorunda değil, “farklı” olması yeterli. Paylaşın, biz de öğrenelim…

2 Ocak 2015 Cuma

Sosyal şirket olmak

Şirketler Facebook’da daha fazla like kazanmak, Twitter’da daha fazla RT almak veya instagram’da daha fazla takip edilme gibi kriterlerin peşinden koşadursun IBM, sosyal medyanın ötesinde bir sosyal şirket olabilmenin yollarını düşünmek için kafa yormuş ve bir infografik hazırlamış. 

Şirketinizi büyütmek veya pazarda daha fazla yer kapabilmek için bu öneriler oldukça faydalı olacaktır. Özetle:

- Sosyal şirket, sosyal medyayı ölçen, mobil ve bulut teknolojisini iletişim için kullanan ve bütün bunları kullanarak hedefleri doğrultusunda bir ekosistem oluşturan şirketlerdir. 

- Sosyal başarının hayat döngüsünün 3 önemli alanı vardır. Çalışanlarınız, müşterileriniz ve yenilikler/verimlilik

- Çalışanlarınızın verimliliğini artırmak istiyorsanız sosyal teknolojileri kullanmaya yönlendirin. 

- Müşterileriniz ile kişiselleştirilmiş bir iletişim kurun, sadakat yaratın.

- Pazarda daha fazla zaman geçirin, öncü olmak için yenilikçi olun. İşiniz ile sosyal teknolojileri entegre edin. 

Bu önerilerden daha fazlasını aşağıdaki infografiği inceleyerek elde edebilirsiniz. Belki de like peşinde koşmayı bırakmanın zamanı gelmiştir, ne dersiniz? 

what-social-media-looks-like-beyond-social-business_5302d1f556dce